Plak Günlüğü

6 Ay Sonra Gelen “Son” Yazısı

Bu günlüğü yazmaya başladığımda, İlizarov Günlüğü kadar uzun olmayacağını tahmin ediyordum ama bu kadar erken bırakacağımı düşünmemiştim.

Kabul etmeliyim biraz tembellik ettim. Tembelliğimin nedeni İlizarov operasyonu sonrası yapacak bir işim yokken, bu sefer böyle olmamasıydı. Bana arkadaşlık, yoldaşlık edenlerin sayesinde yatağa bağımlı kalmadım. Dışarı çıkabildim, daha sosyal bir iyileşme dönemi geçirdim. Bu sayede uykum zaman, zaman bozulsa da daha düzenli ve kaliteliydi.

Hergün uzatma-kısaltma yapmak gibi bir sorunluluğum olmadığı ,enfeksiyon kapma riskim daha az olduğu ve artık nelere alerjim olduğun bildiğim için daha rahat bir dönem geçirdim.

Elbette sorunlar vardı, hastanede dolaşım bozukluğundan kararmaya başlayan yaralarım kabuk bağlamış ve keçe gibi sertleşmişti. Her akşam pansumanımı düzenli olarak yaptım. Bazı pansumanlarımda neşter ile keçeleşmiş olan yara kabuklarını kestim yaramı kanatıp tazeledim. Pek çok kişiye saçma gelse de bu işlem iyileşmeyi hızlandırıyor. İlaçlarımı kullandım, ağrım acım olduğunda eskiden olduğu gibi yine kuvvetli ağrı kesiciler aldım. Nihayetinde yaralarım kapandı. Ama dert bitmedi bacağımdaki şişlik uzun süre geçmedi flep doku (2003 deki ameliyatla yama yapılan et) davul gibi şiş ve semsertti bu durum uzun süre ızdırap verdi.

Bu yazıyı yazarken (operasyondan 6 ay sonra) bile şişlik azda olsa devam ediyor.

Şubat ayı başlarında  koltuk değneğinden bastona terfi ettim. Hâlâ bastonlu bir hayat sürüyorum. Yakında onunla da yollarımı ayırmak niyetindeyim.

Herkesin merak ettiği soruya cevap vereyim.

Çektiğin acılara , zahmete değdi mi?

Öncelikle şunu belirteyim, bu operasyon bir zorunluluktu, seçme şansım yoktu. Üzülsem de olmalıydım. Çaresiz oldum.

Elbette sonucunda bir balet olmayacağımı biliyordum. Öyle de oldu :)

İçe doğru yamulan bacak kemiğim düzeltildi, hatta eskisinden daha düzgün bir hale geldi, ayak bileğimdeki hareketlilik az da olsa arttı, bunlar iyi olanlardı kötü olansa 2012 -2013 deki operasyonlarla 4 cm uzatılan bacağım  1,5-2 cm kısaldı.

İyileşme sürecini neredeyse tamamladığım ve Altı aydır beynimi kemiren “son yazısı”nı yazabildiğim için mutluyum.

İki buçuk yıldır O’nun hastası olduğum için kendimi şanslı saydığım, Doç. Dr. Hasan KARAPINAR‘a özel teşekkürlerimi sunarım.

–Bitti–

Reklamlar

12. Gün

Bugün kıdemli asistanlardan birisinin başkanlığında vizit yapıldı. Pansumanı açtılar bacağımı hareket ettirip ettiremediğim sordular gerdirdiler uzatıp büktürdüler ve yaranın durumunun daha iyi olduğunu söylediler. Bunun için mi kaldım diye sormadan edemiyor insan. Sonuçta gözlem için hastanede kalmıştım ama dört günde sadece bir sefer pansumanı açtılar ve damardan iespor yaptılar ben bunu evde de yaptırabilirdim  oysa ama neyse çocukluk etmemek gerek.

Bu gün zaman nasıl geçer diye ciddi ciddi kaygılandım. Dört tane film izledim ziyretçilerim geldi onlarla sohbet ettim. Bugün de geçti…

 

11. Gün

Yine vizit yapılmadı pansumanımı bacağımın durumunu görmek için ben açtım. Önceki günlere göre daha iyi durumda olduğunu söyleyebilirim. Öğleye doğru yaptığımız kahvaltıdan sonra yine kaçtık bu sefer kordon’a ve ardından inciraltına gittik. Akşam uzun süre hastane kantininde oturduk ve gün bitti.

10. Gün

Artık bayramlarda çocuklar gibi şen olmasam da yine de bayramda evde olmak isterdim. Olmadı.

İlk kez bir bayramı hastanede yatarak geçirdim. Sabah vizit yapılmadı dolayısıyla pansumanım açılmadı sadece yattım ölmemek için kahvaltılıktan biraz atıştırdım. Dün neredeyse tüm gün uyumama rağmen hâlâ uyumak istiyordum. Neyse ki refakatçı olarak kalacak arkadaşım öğleden sonra geldi ve beraber hastaneden kaçtık. İnciraltında dolaştık. Kısa süreli de olsa hastane ortamından uzaklaşmak iyi geldi tazelendim.

9. Gün

Sabah erken saatte hastaneye geldim.

Necati ayrılmak zorundaydı. Başka bir arkadaşım kalacaktı yanımda gelmedi. Oda arkadaşlarım ayrıldı. Bayram nedeniyle servis boşaldı.

Ben de ;

 

Uydum.

Şuursuzca uydum,

Hep uyudum,

Uydum

Uydum

Uydum……

8. Gün

Sabah vizitin’den önce gelen hekimlere taburcu edilmesem bile izinli olarak eve gitmek istediğimi söylediğimde belki taburcu edebiliriz seni demeselerdi beklentim artmamış olacaktı. Ama arttı bir kere malesef vizitte bırakın taburcu edilmeyi izinli çıkmama bile izin vermediler.

Hadi beni izinli çıkartmadılar bari oda arkadaşımı taburcu etselerdi. Hâl böyle olunca bir haftadır banyo yapmamış olmama bir çözüm üretmem gerekiyordu. Necati’den yardım istedim. Gün boyu yarı uyuklayarak, yarı sabrederek geçti. Babam öğleden sonra ayrıldı akşam sekiz buçuğa kadar da Necati gelmeyince sıkıcı bir dönem geçirdim. Akşam yemeği’de yemediğim için Necati’nin getirdiği pideye adeta saldırdım. Ardından Servisteki erkekler tuvaletinin en son kabininin banyo olduğunu öğrendim baktık orada banyo yapmam çok sağlıklı ve konforlu değildi o yüzden kaçıp Necati’nin evine gittik. Ömrümde unutamayacağım yunmalarımdan birini yaşadım. Temizlik ne güzel bir his.

Geceyi hastane dışında geçirmek iyi geldi.

 

7. Gün

Gün her ne kadar keyifsiz başlasa da vizitte nekroz’un yüzeyel olduğunu söylemeleri yüzümü güldürdü.

Oda arkadaşım ameliyata götürüldü onlarla odada vakit geçirmek cidden sabrımı zorluyor o yüzden günümün büyük bir bölümünü oda dışında bahçede geçirdim. odada olduğum zamanlarda da uyudum, uyukladım. tedavilerime eklenen bir antibiyotik hastanede bulunmadığı için hastane dışından temin ettim.

Bitmesini istediğim gün bitsin,bitsin,bitsin…